Sosyal Demokrasinin Arayışları
Article Sidebar
Özet
Sovyet sisteminin ve Doğu Avrupa'da reel sosyalizmin dağılması, sağ ve neo-liberaller tarafından solun topyekûn çöküşü, ideolojilerin sonu ve kapitalizmin nihai zaferi olarak gösterilmeye çalışıldı.
Liberaller çökenin yalnız otoriter sosyalist rejimler olmadığını, sosyal demokrasinin de artık işlevini tamamladığını ileri sürdüler. Bunu söylerken de, sosyal demokrasinin 20.yüzyılda siyasal demokrasinin ve refah toplumunun yaratılmasında başarılı olduğunu ama artık yapacağı bir şey kalmadığını, çünkü siyasal demokrasi ve sosyal devleti artık birçok ülkenin anayasasında yer aldığı için sosyal demokrat ilkelerin diğer siyasal partilerce de benimsendiğini söylediler. O nedenle de 21.yüzyılın liberalizmin yüzyılı olacağını, buna direnmenin bir işe yaramayacağını ilan ettiler.
İleri sürülen bu görüşlerin ne kadar temelsiz olduğu Berlin duvarının yıkılmasından kısa bir süre sonra görüldü. Küreselleşme denen olgunun giderek yayılması ne refahı yaygınlaştırdı, ne yoksulluğu ve eşitsizliği azalttı ne de dünya barışına katkıda bulundu. Tam aksine, dünya, daha adaletsiz ve çatışmaların arttığı bir dünya haline dönüştü.
Bu Yazı İletişim Yayınlarının, “Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce" Serisinin "sol" adlı kitabında Yayınlanmış makalenin, güncellenmiş şeklidir.